Baba Olmanın En Zor Yanları – 7

Yedi

Temel olarak baba olmanın birçok zorluğu vardır. Bu zorluklar baba olmadan kaynaklanan zorluklar olarak adlandırılmakla birlikte kişilerin kendilerini gerçekleştirme seviyelerine göre çeşitlenmektedir. Kimi babalar faturaları, kirayı, aile geçimini zorluk olarak ifade etmekte iken kimi ilgiyi, ciddi görünme zorunluluğunu ve hatta vakitsizlik ile yalnız kalamama hususlarını başlıca zorluklar olarak saymaktadır.

Her babanın birbirinden çeşitli ve farklı zorlukları vardır. Bu zorlukları aşmak için ise Sevginizi gösterin, Çocuğun annesine saygı gösterin, Çocuklarınızla birlikte zaman geçirin.  Sevgi ile disiplin verin. Onu dinlediğinizi hissetmesini sağlayın. Rol model olun. Çocuğunuzun öğretmeni olun. Birlikte yemek yiyin. Çocuklarınıza kitap okuyun. Unutmayın babaların işi hiç bitmez.

Baba Olmanın En Zor Yanları – 6

Altı

’’Mesuliyet yükü ölümden de ağırdır’’ ifadesiyle giriş yapmak geldi içimden. Nerden geldi derseniz, düşündüm beni baba olarak en çok zorlayan ne diye ve gerçekten ona iyi bir örnek olmak böyle bir yük işte. 

Belki de bu bizim de baba olarak davranışlarımıza hayata karşı duruşumuza çeki düzen vermek adına hikmetli bir zorluk. Derler ya çoluğundan çocuğundan çıkar diye, herkesin en korktuğu… ve aynı zamanda çoğumuzun daralınca tutunduğu bir beddua. Yasadıklarımız, yaptıklarımız, hayata bakış açımız, hatta en basit günlük mevzulara ve anlık hallerdeki tepkilerimiz bile hepsi çıkıyor çocuğumuzdan. En basit, en kıyıda köşede gösterdiğim tepkileri, davranışları hatta bazı en detay huylarımın dahi çocuğumda onun davranışlarında baharda topraktan yeni çıkan bir çiçek gibi -ya da bir diken-, onda ortaya çıktığını onun davranışlarına yansıdığını görünce içerime oturan o ağırlık işte, oradan geldi aklıma bu söz; Mesuliyet yükü ölümden de ağırdır. 

Bence baba olmanın en zor yani bu ama her zaman bu şuurda olamıyorum. İnsanın huyunu, alışkanlıklarını değiştirmesi, davranışlarını farklı şekilde yönlendirmesi zaten kolay bir şey değil tabii ki. Ancak belki bu da bizim için bir şanstır hayatin bize sunduğu. İnsan ancak sevgiyle böyle bir fedakârlığı kendisine kabul ettirebilir. Ya da buna ancak böyle girişebilir. 

Daha birçok zor şeyler var, yemek yemeye ikna etme sinir krizleri gibi ancak esaslı düşününce en zoru örnek olma onun hayatını şekillendirme, onun üzerinde olumlu etki bırakma, benim olumsuz yanlarımın ona geçmesinden korkma, belki bu mesuliyet en zor yani sanırım.

Baba Olmanın En Zor Yanları – 5

Beş

Çocuk sahibi olan bireyler olarak geriye baktığımızda esasında baba olmanın kolay olduğunu ancak baba olarak kalmanın ve hakkıyla babalık yapmanın ise bir o kadar zor olduğunun farkına varmamız epey bir zaman alıyor. Bu farkındalık ta ki çocukların sağlık problemleri, kişilik problemleri ve diğer birçok probleminin ortaya çıkmaya başlaması ile oluşmaktadır. Bu durum size, bir insanın sorunsuz bir şekilde büyüyüp topluma dâhil olmasının ne kadar zor bir süreç olduğunu anlatmaktadır.

Çocuğunuz dünyaya geldiği andan itibaren hiç kendinize dikkat ettiniz mi? Artık eskiden sahip olduğunuz başıboş vermişliğinizin, nerede sabah orada akşamcı zihniyetinizin tamamen bittiği bir yaşama girdiğinizin farkına yavaş yavaş varıyorsunuz. Artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Diyeceksiniz ki sorumluluk almak sadece çocuk sahip olmak ile mi oluyor? Hayır. Ancak ömrünüzün sonuna kadar kesintisiz devam ettireceğiniz başka bir sorumluluk yok denecek kadar azdır. Diğer taraftan gözünün önünde duran ve mevcudiyetini her zaman hatırlatan bir birey olarak size şu mesajı vermektedir:  Artık hayatınızın bir kısmı bana ait..

Etrafınızdaki örneklere baktığınızda; normal şartlar altında sağlıklı bir çocuğun dünyaya gelmesinin ne kadar fazla mucizelere bağlı olduğunu gördüğünüz zaman çok şaşırıyorsunuz ve korkuyorsunuz en büyük temenniniz başı kolu sağlam ve acı verici bir hastalığa sahip olmayan bir çocuk olması için dua ediyorsunuz. 

Gazının çıkmadığı zamanlarda ne kadar huysuz olduğuna şahit olmanız size bir ömrün böyle nasıl geçeceği düşüncesini aklınıza getirmektedir. Daha önce yaşamamış olmadığınız birçok duyguyu bu dönemde yaşıyorsunuz, yeri geliyor kakasını yapmasına bile sevinen bir baba oluyorsunuz. Buradan bir insanın normal yaşamsal faaliyetlerini icra etmesinin ne kadar huzur verici ve önemli olduğunu görüyorsunuz. Ağladığı zaman bir an önce problemi çözmek istiyorsunuz ancak hemen çözemiyorsunuz ki bu da size hayatta her şeyi anında çözemeyeceğinizi açık bir şekilde göstermektedir.  Çocuğunuzun her istediğini almanın ona katkı sağlamayacağını bilakis onu daha fazla savurgan ve huysuz yapacağını öğrenmeniz size esasında hayatla ilgili birçok mesaj vermektedir. En çok da hasta oldukları dönemlerde çaresiz kaldığınız zaman, babalığın ağırlığını daha fazla hissediyorsunuz. Elinizden geleni yapıp da halen bir şeyin değişmediğini görmenizin yanında dua ve sabırdan başka yapacak bir şeyinizin olmadığına şahit olduğunuz anlarda en fazla yorgunluğu işte o zaman hissediyorsunuz.

Diğer taraftan biraz daha fazla büyüdükleri ve sizinle bir birey olarak iletişime geçtikleri zaman ne kadar zor zamanlar geçirirseniz geçirin günün sonunda onlara küsmemeyi ve koşulsuz sevgiyi öğreniyorsunuz ki bu, baba olarak ilk zamanlarda epey zorlandığımız bir durum olarak öne çıkmaktadır. Kısaca özetlemek gerekirse; büyüyene kadar onlar bizi hayata hazırlamak için eğitiyorlar biz ise onlara, başlarına bir kaza bela gelmesin diye göz kulak oluyoruz ve gücümüzün yettiği kadarıyla onları dünyaya karşı korumaya çalışıyoruz. Her iki tarafından da yolu epey uzun ….

Baba Olmanın En Zor Yanları – 4

Dört

Annelerin annelere özel annelik içgüdüsüyle hareket etmesinden ziyade, baba olmanın farkına çoğu insan sanırım çocuklar dünyaya geldikten sonra anlamaya baslar. Bu andan itibaren de farkındalığı artar ve kendisini iyi bir baba olma yönde geliştirir. Ama sonradan öğrenilen bu önemli vazife birçok zorluğa göğüs germeyi gerektirir. Ama nedense hep annenin bir tamamlayıcısı ve yardımcısı gibidir. Gerçekten zor istir baba olmak:) Kimi zaman çocuğunu üzerine binip gezdirdiği bir binek, kimi zaman hep gol yiyen bir kaleci, kimi zaman evcilik oynarken yapılan yemek ve pastaları yer gibi yapan bir müşteri, kimi zaman da doktoruna hasta rolü yapan yaslı bir amca. Çocukla geçirilen tüm bu zaman dilimlerinde en önemli şey çocukların yapmış oldukları davranışları onların çocuk olduğunun farkında olarak tebessümle karşılamaktır. Çocuklar özellikle oyun cağına geldiğinde, onlarla yoğun bir vakit geçirmek zor gibi görünse de mümkün olduğunca beraber eğlenmeye çalışmak onların gelişimi için en gerekli olan şeydir.

Aslında İlahi adalet biz erkeklere tam da yaradılışımıza uygun bir rol vermiş; annesi gibi her an her dakika öpüp koklamasa da ,o uyurken yanağına buse kondurur, tabağındaki yemek bitmiş mi bitmemiş mi çok umursamaz ama afiyetle yenip bitirilmiş bir tabak çorba için arkasında sakladığı çikolatasını verir, annesinin asla yemesini istemediği şekerlemeleri alıp almadığını sorgulamaksızın yastığının altına cep harçlığını bırakır, odasını derli toplu bırakması onu çok ilgilendirmez ama eve aksam olmadan gelmiş mi diye teftiş eder, annesine hangi hediyeyi alacağına yardımcı olamasa da kredi kartını anneler günü hediyesi için riske atar, yeni yeni çıkan sakallarını artık kesme vakti geldiğini uygulamalı olarak gösterir, eve yeni bir şey alınacaksa ve bu aile bütçesini biraz zorlayacaksa, itinayla kucağına atlanır ve o ruhunu okşayan cümleler hep bir ağızdan söylenir: baba noooolur:)

Ve ardından ilahi bir cevap gelir.

Ki o cevap büyük bir sevincin müjdecisidir.

– Bakarız…;)))

Bir baba atasözü

Baba Olmanın En Zor Yanları – 3

Üç

Baba olmanın en zor yanı bana göre kızımla (3,5 yaşında) doğru iletişim kurmayı becerememek. Bu durum hem yeterince kaliteli vakit geçirmenin önünde bir engel, hem de bir çocuğun sağlıklı ruh halini sağlayacak duygusal durumunu sağlamanın önünde bir engel.

Örneğin, ben bir iş yaparken doğal olarak kızım da gelip benimle iş yapmaya çalışıyor. Bu bir yandan benim yaptığım işi engellerken diğer yandan onu tehlikeye düşürebiliyor. Bu durumun bende uyandırdığı duygu genelde öfke oluyor.

Bu duruma tam olarak çare bulduğumu söyleyemem, fakat üzerinde bir süre düşündükten sonra bu durumu sağlıklı bir tecrübeye ve hatta güzel bir anıya çevirmenin yollarını keşfettiğimi söyleyebilirim.

Öncelikle bu davranış şekli bütün çocuklarda var olduğuna göre bu normal ve onların gelişimi için bünyelerine konulmuş bir durum. Böylece zihinsel ve bilgisel gelişimlerini sağlarken diğer yandan ebeveynleriyle de sağlıklı ruhsal bağ geliştiriyor olmalılar. 

Bu hususu düşündükten sonra çocukların bize değil, bizim onlara adapte olmamız gerektiğini kabullendim. Sonrasında benzer durumlarda onu da işe katmaya başladım. O minik elleriyle bana yardımcı olabileceği görevler verdim ve böylece bu işleri işbirliği içinde yapmaya başladık. Bu şekilde davrandıkça hem iletişimimizin daha iyi olduğunu, hem işlerimi halledebildiğimi, hem de kızımın ruh sağlığını korurken bu durumu aynı anda çok keyifli bir anıya çevirebildiğimi fark ettim.

Buna rağmen, artık her şey dört dörtlük mü diye sorarsanız, cevabım hayır. Şu an doğru davranış formülünü bulmuş olabilirim, fakat hala kendi duygu durumumu doğru anda doğru davranışı gösterecek şekilde eğittiğimi söyleyemem. Fakat sanırım bunun da üstesinden geleceğim. 

Sonuç olarak şunu söyleyebilirim. Ebeveynler çocukların gelişiminin bir parçası olduğu gibi, çocuklar da ebeveynlerin ruhsal gelişiminin bir parçası. Sanırım onlarla güzel anılar biriktirmenin yolu, onların bizim ruhsal gelişimimiz için gönderilmiş armağanlar olduğunu da idrak edebilmekten geçiyor.

Baba Olmanın En Zor Yanları – 2

İki

Bence baba olmanın en zor yanı, babaların çalışmak zorunda olmasından dolayı çocuğu ile istediği kadar vakit geçirememesidir.

Zaman su gibi akmaktadır ve şu da bitsin, rahatlayınca bolca ilgileneceğim cümleleriyle çocuk büyür, baba yaşça ilerler.

Dahası, sürekli aklında iş olan bir baba çocuğuyla geçirdiği vakitten de keyif alamaz. Bir anahtar ile aç-kapa yaparcasına işteki düşünceler kaybolup gidiverseydi, babalar çocuklarının anlatmaya çabaladığı hikayelerini iki kulağıyla dinleyebilirdi. Gel gör ki, çocuk bisiklete binerken baba o günü düşünür, çocuk evcilik oynarken baba başka bir dünyadadır.

Evet, günümüz hızlı dünyasında ev-iş dengesini kuramayan babalar çocuklarına dolaylı kötülük yapmaktalar. Gelin babalar olarak zamanı lime lime edip her saniyesini dolu dolu geçirerek işi işte bitirelim, aklımızı rahatlatalım, çocuğumuza model olma ödevimizi hakkıyla yerine getirelim. Onları dinleyelim, onlarla güzel anlar yaşayalım.

Bu konuda tek başına savaşmayalım, aynı düşünen babalarla yardımlaşalım.

Zaman akıp gidiyor, çocuklar babalarıyla olmalarına rağmen babasız! büyümesinler…

Baba Olmanın En Zor Yanları – 1

Bir

Şüphesiz, baba olmanın birçok zor yanı var. Zorlar arasında sıralama yapmak da ayrı bir zor. Yoğun bir çalışma temposu içinde, evladının ihtiyacı olan sonsuz ilgiyi ona gösterememek midir en zoru? Yoksa hayat denizinin dalgalarında onu nasıl koruyacağına dair yaşanan sayısız evham mı? Bunlar da zordur elbette ancak ben babalığın en zor yanı olarak pişmanlığı seçeceğim.

Babalık pişmanlıktır, kendinden, olduğu şeyden pişmanlık. Evet kendinden pişmanlıktır, zira baba evladının gelişimini izlerken bir şey  fark eder: Evlat, babaya aynadır. Veya daha meşhur bir ifadeyle, babasının kopyası olmuştur evlat. Evlatta kendisini görür baba. Zayıflıklarını, güçlü yanlarını… Sevdiği sevmediği ne varsa kendisinde onları görür büyüyen yavrusunda.

Belki de bu yüzden, Ernest Hemingway iyi bir baba olmanın altın kuralının ilk iki yıl çocuğunuza “bakmamak” olduğunu söyler. Zira çocuk, tıpkı bir süngerin suyu emmesi gibi emer her tavrınızı. Sadece tavırlarla kalmaz bu tevarüs, hislerinizi de miras bırakırsınız küçük yavrunuza. Çünkü baba kahramandır. Onun normal bir insan olduğunu, zaafları olabileceğini fark ettiğinde artık çocuk için çok geçtir. Çoktan babası olmuştur. Ve geri dönülmesi zor bu yolda, kendisinden bir nesil önce şekillendirilmiş ve heykel haline getirilmiş bu mermer bloğun içinden yapabildiği kadarıyla yeni bir form çıkarmaya çalışır. Kimisi bu zahmete dahi katlanmadan, babasının formuyla devam eder hayatına. 

İşte bu yüzden baba olmak pişmanlıktır benim için. Daha iyi olabileceğimi; kendimi, kendi babamın zaaflarından daha çok arındırıp güçlü yanlarıyla daha fazla donatabileceğimi düşünüp, bunu yeterince yapamadığıma pişman olmaktır. Hislerimi kontrol etmeyi daha iyi öğrenmemiş oluşuma dair pişmanlık, sevgimi ulu orta söylemeyi beceremeyişime… Tam bir abide gibi, her şeyiyle kusursuz bir örnek olamayışıma, olamayıp elimdeki mermerden kusursuz bir heykel çıkaramamış oluşuma… 

Evet, baba bir heykeltraştır. Yıllar süren hayat koşturmacasında ince ince işler heykelini. Ancak şekillendirdiği taş blok, sanıldığı gibi evladı değil, bizzat kendisidir. Evlat, sadece babaya aynadır. Kendisini, yıllar boyu hafif hafif şekillendirdiği kendi heykelini izlediği bir ayna.